Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

DEĞİŞİM ŞART - Müjdat Bilgiç

02.10.2018 - kafsinkaf.org

Bugün Aziz Kocaoğlu aday olmayacağını açıklayınca, zaman zaman deli yağan yağmura rağmen güne iyi başladık devamı gelsin dedim.
Atatürk stadına gelen 500 e yakın taraftara şöyle bir baktım. Gram umudu yok insanların. Alibeyköy de olan 200 kişiye 300 kişi eklenmiş.
Oynayacak stadı olmayan, Pazartesi 16.00 ya alınan maçına engel olamayan kimsesiz bir Karşıyaka. Son 500 kişi ile çıkıyor bu en dip ligde maçlarına. Bununla kalsak yine iyiymiş.
4.sınıf bir ligde 5.sınıf hakemlerle oynuyoruz.
FIFA Hakemi İsmet Arzuman sportif direktör olmuş. Hakemler en azından saygıdan daha fazla dikkat eder diye bekliyoruz. Bugün maçı yöneten hakemi görünce yine yanlış hamle diyor insan. Sayın İsmet Arzuman yerine Kaptan Büyük Muharrem olsa sanki daha içimizdekini gerçekleştirirdi… Sayın Arzuman Alibeyköy de taraftarlar beraber izlemesin demiş diye duymuştum orada, İstanbul deplasmanına gelen taraftar maça zorla girebilmişti. Eğer öyleyse kendisinin görevi taraftarların izleyeceği bir kulübün varlık savaşında hakem camiasının bizi doğramasını önlemek olmalı. 
Karşıyaka da işler öyle kötü gidiyor ki…
Hangisinden başlasak?
Hiçbir futbolcu kardeşimin adına zikrederek eleştirmek istemem. Olumsuz olarak çok az futbolcu yazarım. Ancak bu sefer topluca bir şey yazmak istiyorum. Ayıptır…
Kötü oynanır ama kötü koşulur mu?
Tek tek isim yazmak istemiyorum. Sahada Metin Peker hariç hiçbir futbolcumuz futbol oynamadı. Başka bir şeyi şimdilik yazmak istemiyorum.
Kadrosunda Halil Çelik, Uğur Işıkal, Barış Ataş, Rızvan Şahin, Ahmet Güven gibi üst liglerde uzun yıllar oynamış isimler olan Erokspor her anlamda bizden 2 gömlek üstündü. Topa iyi bastı, sahayı iyi parselledi, ortayı iyi kapattı. Bu oyuncuların bazıları oynamadı bile. Ancak Halil Çelik ve Ahmet Güven bize yetti zaten. Ancak en dramatik olanı kenardaki hocamız ve verdiği kararlardı. Bir takım en fazla bu kadar tanınmaz. Bu kadar saçma kararlar verilir ve oyuncular bu kadar farklı bölgelerde oynatılır. Bu takımda hocamız daha futbolcuların mevkilerini bilmiyor. Eksiklerini bilmiyor. En yavaş adamımız rakibin en çabuk inen adamı ile karşı karşıya oynuyor. Gol geleceğim diyor ama bunu bir türlü göremiyoruz. 
Bakın geçen hafta çok çok zayıf bir takımdan bir puanı mucize ile aldık. Bu hoca ile bu lig yürümez. Öyle bir yönetici ile kavga etti diye hoca gönderip “ben yaptım oldu” diye palas pandıras yeni hoca getirirsen böyle hata yaparsınız. Bakın FB tarihinin en kötü sezonunu yaşayacak. Bunu ilk hafta yazmıştım ve felaket bir yıl onları bekliyor. Başkanları da farkında ama hocayı hala gönderemedi. Bazen bazı kararları almak için biraz beklemen gerekir. Kaldı ki başkanları ülkenin en zengin ismi. Ancak ben yaptım oldu diyemiyor… Bu işler öyle kolay olmuyor…
Bir yönetici arkadaşımız mı olur bir yardımcı hoca mı olur önce kâğıt üzerinde oyuncuların oynadığı / oynayabileceği mevkileri bir yazıp versin kendisine. Görkem orada oynayamaz, Harun burada oynar, Doğukan’ı böyle kullanabiliriz, çift forvet oynayacaksak Bartu’suz olmaz desin… Keza rakipler Alibeyköy değil. Biz bu anlayışla çok zorlanırız. Yine de Doğukan 88. de çok güzel vurdu, hocasını kurtaracaktı az daha ama bu sefer kaleci çıkardı. Bunun dışında Hakan da 2 gol pozisyonu harcadı. Ancak sakın onlar atsaydık bahanesine sığınmayın keza adamlar 25 dk. boyunca birçok pozisyon yaratıp tek kale oynadılar ve gol geliyorum diye bağırdı. Bunu herkes duydu bizim hocamızdan başka.
En kötüsü de Mustafa Aşan’ı kaybettik. Aşan önce faulü vermeyen hakeme, sonra onca emeğinin heba olmasına ve en son da arkadaşlarına isyan etti. Kendisini tutamadı. Kızamıyorum. Haftalardır tek başına yarım takımlık koşuyor. Ancak üzüldüğüm bir konu dünyanın her yerinde BÜYÜK taraftarlar kırmızı kart gören oyuncusunu alkışlamaz. Gerçekten tribüncüysen arkadaşlarını yalnız bırakan adamı alkışlamazsın. Bu da tribün anlamında gelinen nokta olsa gerek. Gerçi Düzcespor maçında gol yedeğimizde alkışlamıştık. Maç sonunda alkışladığımız adamlar yerden kalkmayınca küfür etmiştik. Bize yakışmıyor…
İşin özü çember daralıyor. Gerçekten hocalık yapmış, takımı, semti, camiayı bilen bir hoca şart. Ancak tüm bunların yapılması bile sorunları çözmeyecek. Karşıyaka da tek bir sorun var. Transfer yasağıdır. Bu yasak kalkmalı. 15 milyon falan gerekmiyor. Bir araya gelmeliyiz. Ocak ayına kadar kenetlenmeliyiz. Aralık ayında bu işe kalkarsak başaramayacağız. Günlük yazılarla kendimizi avutmayalım. Vergi dairesine, SGK ya ödenen borçlar umurumda bile değil. Bizim artık yasağı kaldırmamız gerekiyor. Bu yıl kalkmazsa seneye 15 olan borç 20 olacak. Sonra 26-27. Hiçbir zaman azalmayacak. Dost acı söyler. Bahanelere sığınmak zarar verir. Zaten bu yasak kalkacak umudu değil miydi bizi kongreye götüren. Hatta folkartta kollar sıvanmış bizim kulüp avukatı yöneticilerimizle NECATİ ATEŞ ( bizi ilk kez düşüren adamlardan biri) kolları sıvamıştı. 2.kez düşmememiz için ve sonra yine düşmüştük… Ortak kaynak yaratacak parası olan kişilere yol verilecekti. Sonra paralar masaya konacaktı. Şirketleşecektik. Sonra uçacaktık. O kongreleri hatırlayan var mı? Ben unutmuyorum, unutmayacağım. O kongre sonrası bir lig daha düştük. Geldik son lige…
Benim için sorun yok aslında.
Bu arma peşinde en güzelini de en acısını da yaşadım. Kalacak ömrümde biriken anılarım yetecektir. Ancak arma miras kalacaksa artık farklı şeyler konuşmalıyız.