Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

TAHİR TÜRETKEN

12.12.2012 - kafsinkaf.org

O yaşayan Karşıyaka tarihi..
O bir efsane..
O hepimizin Tahir Amcası..

Selçuk Yaşar röportajımızdan sonraki büyük röportajımızı çok değerli büyüğümüz Tahir Türetken ile gerçekleştirdik.

Tam röportaj metni ve resimler haberin devamındadır.


ŞAMPİYONLUKTA ETKEN, TAHİR TÜRETKEN..! 

- Karşıyakamızın büyüklüğü tarihinden geliyor diyoruz,
Tahir amca ilk olarak cumhuriyetin kuruluş yıllarından,
Atatürk ile olan kulup münasebetlerimizden bahsedelim mi?


Atatürk ilk olarak 1925'te geldi, bir yıl sonra 1926'da tekrar geldi.
Meşhur söylediği laf var, kulüp defterine eski Türkçeyle yazdığı yazısı var biliyorsunuz:
"Karşıyaka Spor Kulübünde karşı karşıya bulunduğum gençlik iftihara çok şayandır.Bu gençlik muvacelesinde istikbalin kuvveti ve saadeti ne bariz görülmektedir."
Atatürk bizi ziyaret ettiğinde kulübe bir çay takımı hediye etmişti.
Bu çay takımını eski başkanlardan Muhlis Bey burdan İstanbul'a giderken yanında götürdü. Birdaha geri getirmedi.
Ama ben o çay takımını gördüm, muazzam bir hatıra olarak kalacaktı.
Daha sonra da "Karşıyakalılar annem sizin kalbinizde sizin topraklarınızda yatmaktadır, onu sizlere emanet
ettim" diyor. Ay-yıldızı Karşıyaka amblemine veriyor.
Bu hangi İzmir takımında hangi istanbul takımında var? 
Karşıyaka dendiği zaman çok eski tarihler nasip olduğundan Karşıyaka diğer takımlarla mukayese kabul etmez.

Yanında Fahrettin Paşa var Atatürk'ün, Ordu ilk olarak İzmir'e girdiğinde 2 koldan giriyor, biri papaz tarafından yani Bostanlı tarafından diğer kol da Naldöken tarafından geliyor. Karşıyaka Belediyesi Meclisi ilk caddenin ismini yani sağ tarafı Fahrettin Paşa Caddesi diğer tarafı da Salih Paşa Caddesi diye adlandırıyor.
Ve ben Fahrettin Paşa Caddesi 38 numarada doğdum. Şuan da aynı yerde oturuyorum.

Devlet büyükleriyle, büyük insanlarla münasebetimiz çoktu, 1950'de Adnan Menderes'in Demokrat Parti iktidarından sonra 1951'de kulübümüzü ziyareti var. Reşat Bey kulüp başkanı o zaman, ben de genel kaptandım.
Çiçek getirdi, ben alırken resim çekilmiştik. Yaşar Aksoy'un kitabında da var. Yaşar Aksoy o resmi benden aldı geri vermiyor.
Hatta geçen yıl federasyon başkanı Turgay Demirel seçimler yüzünden buraya geldi, bir sinemavizyon yapmışlar, ben de takip ediyordum, baktım o resmi koymuşlar Adnan Menderes ile olan resmi.
Turgay Demirel'de "Ya Tahir abi sen de bu kadar eski büyüklerle berabermişsin" demişti.
Adnan Menderes Karşıyaka kulübünde top da oynamıştı zamanında.
Yani Karşıyaka Kulübü bu sebeplerden büyüktür.

Adnan Menderes'i anlattım İsmet Paşa'yı da anlatayım.

1960 yılında burada hava kuvvetleri komutanı rahmetli Zeki Belgin Paşa vardı, Güzelyalı'da görev yapmıştı.
O emekli oldu Ankara'ya gitti, 1985 senesinde ben başkandım, onu ziyarete gittim.
80 küsür yaşındaydı evinde ziyaret ettim.
Konuşurken "Tahir, benim Kafsinkaflı olduğumu bilir miydin?" dedi.
Bilmiyordum paşam dedim. 
"Ben 1930'lu yıllarda Karşıyaka'da genç teğmendim, hanımım Hatice Ablanı da Karşıyaka'da beğendim aldım,
Karşıyaka'da da kürek takımındaydım" dedi.
"1931 senesinde Başbakan İsmet Paşa kulubü ziyarete geldiğinde tersanenin yanında kayıkhanemiz
vardı. İsmet Paşa oraya geldi. O günün hatırası bir resmin var, sana göstereyim" dedi.
Çıkardı resmi: kendi dördüncü kişi kürekte, arkada teknenin yekesinde de İsmet Paşa.
Melon şapkası var başında, İsmet Paşa bizim kayığımızda. 
Zeki Belgin O resmi bana hatıra olarak verdi.

Bir de paşa birşey daha söyledi çok ilginçtir. Kulubün ilk kurulduğu evi Karşıyakalı gençlere veren de onun
kayınpederiymiş. Kadızadelere, Zühtü Bey'e evi veren paşanın eşi Hatice Hanım'ın babası
Hacı Ziya Bey imiş.
O zaman geliyorlar Hacı Ziya Bey'e diyorlar "siz 8 tane ev yaptırmışsınız, birini yeni kurmakta olduğumuz
kulubümüze verir misiniz" diyorlar. Bir bina gençlere veriliyor ve 1912'de kulüp orada kuruluyor.
Çarşı'da istasyonu demiryolunu geç, sağ tarafta park var, hemen aynı sırada binalar başlıyor, şuan o binaların olduğu yerde köşede fırın var, o sıradaydı bu ev, kulüp ilk orada kurulmuştur.

- Zühtü Işıl'dan biraz bahseder misiniz? Kuruluş yıllarından.

Zühtü abi milli mücadelede orduda hizmet görmüş, cevval, vatanperver, milliyetperver ve fevkalade bir Karşıyakalıydı.

Bayraklı'da otururdu. Çoğu sporcumuz Bayraklı'da otururdu. Zühtü Bey kendine has şahsiyeti olan çok değerli bir insandı.
Hüsnü Polat, Süleyman Daryal, Şinasi Karaosmanoğlu..bu insanlar kulüp kurucularındandır.
Süleyman Daryal, amiral, kaptan Süleyman derlerdi, kulübün kurucularından. Çok sonraları ben 20 yaşındaydım, bir şirketin tasviyesi vardı ve beraber çalıştık, o zaman bana Karşıyaka'nın herşeyini anlatırdı.
Eski Melek Sinemasının altında Bodrum Palas vardı, oraya gelirlerdi, orada görürdük onları 1930'lu yıllarda.
Sadi İplikçi 12 yaşındaydı kulüp kurulduğunda. Kadızade, Şadi İplikçi'nin abisidir.

Apollon Rum takımı, Galibaldi İtalyan takımı..Yabancılar hep bizden ilerde olduğu için o tarihte,
Burdaki İngiliz, İtalyan ve Rum aileler hep dış ülkelerle temas etmişler, bizim vatansever gençleri dışlamışlar. 

Bizim gençlerin gücüne gitmiş ve vatansever gençler spor alanında Karşıyaka'yı kendilerine çatı olarak kurmuşlar.

- Örnekköylü Hüseyin'in kulubün kurulması için çok çabaladığı, etkili bir isim olduğu ve çok çaba sarfettiğini hatıra yazılarından biliyoruz. Fakat biraz araştırma yaptığımızda Örnekköylü Hüseyin ismine ait hiçkimseye ulaşamadık. Sizin bilginiz var mı?

Ben Örnekköylü Hüseyin'i tanıdığımda 15 yaşındaydım. Serinkuyu'da yaşardı.
30ların sonu olması lazım. Ama ulaşamazsınız. Kimse kalmadı.

- İlk gittiğiniz maçı anlatabilir misiniz?

1933 senesi, Dipçik İbrahim var, İbrahim Tusder.
İstanbul'a gitmiş, geldi ordan, o gün Karşıyaka-Altay maçı var ve beni ilk maça götüren odur.
O maçı mutlak kazanmamız gerekiyordu şampiyonluk için. 
Bizim takım bahriyeli Rasim bekte, Lütfü, kaleci Cemal, sol açık Şevki, sağ iç Bedri, sağ açık Urlalı, Arap İsmail..Bastırıyoruz sürekli, taraftar bizim çok fazla, hep bağırıyoruz. Penaltı kazandılar, Vahap Özaltay kaleci Cemal'e teslim etti. İkinci yarı biz bir penaltı kazandık, Şevki sol ayak dışarı attı.
5-10 dakka var bitime, nasıl bastırıyoruz, tek kale oynuyoruz. Bir santrada bizim bek Rasim, bir de Altay forveti Vahap. Bir uzun top attılar Vahap'a, bir çalım attı, indi attı gölü. Ben şok oldum. 1-0 yenildik.
Ondan sonra hiçbir maçı kaçırmadık.

- Kulübümüzün 100 yıla yakın tarihinde atlattığı büyük badireleri kısa kısa anlatabilir misiniz?


Kulüp 1926 yılında cumhuriyetten sonra ilk kez şampiyon oluyor, kaleci Malik'lerin olduğu kadro.
Ama o yıllarda 2 renk var takımlarda, mor renk ve kırmızı renk.
Biz gol yemeden kırmızı renklerin birincisi oluyoruz, mor renklerin birincisi de Altınordu.
Gol yemeden namağlup gelmişiz o maça kadar. 2-0 yeniyoruz. Kaleci Malik cezalı, yerinde Sıçan Necati oynuyor.
O da futbolun dama taşı, nereye koysan oynuyor, sinemalarda çalışırdı.
Bunları kimse bilmez, ben bu maçlar oynanırken 3 yaşındayım. Ama ben çok meralıydım, benim dayım Atatürk kulübü ziyaret ettiğinde kaptandı, Süreyya Dayım. 1938'de oralar yıkılana kadar kulüpteydi. O yüzden kulüple benim sürekli münasebetim vardı ve çok meraklıydım.
Şevket Adalan Bey Maliye bakanıydı, 1940'ta. Varlık kanununu çıkartan adam.
Yıllar sonra Metaş'ta ziyaret ettiğinde beni "Tahir, bende bir resim var dedi, ben 1918 yılında harp zamanı Karşıyaka kalecisiydim dedi.1940 maliye bakanı Şevket Adalan. Bunlar gurur duyulacak şeylerdir.

1927'de tekrar birinci oluyoruz grubumuzda, ama bizim Mamako Fahir Altınordu'ya geçiyor. 1-0 yeniliyoruz.
BU Sefer onlar alıyor şapiyonluğu.
Altınordu ile rekabet o yıllardan geliyor. kulüp tarihinde Altınordu ile yaşananları anlatsam saatler yetmez, ayrı bir toplantımızda anlatacağım size. Amatör branşlarda bilhassa en büyük rakip Altınordu'dur.

Bakın şimdi atlatılan badirelere gelelim.
Ben 8-10 yaşlarındayım. Sene 1930. Dünyaya mali kriz geliyor, ülkeyi de etkiliyor tabi.
Karşıyaka'da o zamanın büyüklerinden 2-3 aile diyor ki "Bu Karşıyaka adam olmaz, başka takım kuralım."
Konuştum onlarla sonra, ama ifşa etmek istemiyorum. Sonra tekrar hepsi Karşıyakalı oldu tabi.
Bunlar genel müdürlüğe müracat ediyor kulüp kurmak için. Müdürlük diyor "Karşıyaka 10bin nüfuslu yer, 2 takımı kaldırmaz. Federe takım var Karşıyaka. Siz gayri federe olun diyor. Bunlar vazgeçmiyor.
Hepsi ağır aile, partili, tek parti Cumhuriyet Halk Partisi. Baskı yapıyorlar.
Ve sonucunda Ankara'yı bağlıyorlar. Yapılan açıklama şu: "Orada yeni kurulan Sebat kulubu ile Karşıyaka kulübü bir maç yapacak. Yenen takım federe kalacak, diğeri kapanacak. Devlet diyor bunu. Bu olayı Papaz İsmail'den defalarca dinlediğimiçin net anlatıyorum. Kendisi de büyük Karşıyakalıydı, terzi İsmail..Papaz İsmail, Kilise sokağında otururdu.
Bu maça İstanbul'dan Şadi Tezcan isminde beynelmilel bi hakemi tayin ediyorlar.
Alsancak Stadı'nın bi tarafı boş. tribün yok. Zemin zımpara taşı gibi.
5 vapur gidilmiş Karşıyaka'dan, orda Sebat'ın çok az taraftarı tuğla kiremit dizmiş, bizi bekliyor kavga için stadın dışında.

- 1931 yılında da kavgamızı ediyormuşuz maç öncesi yani?

Evet..(gülüşmeler)
Maç başlıyor, ilk golü yiyoruz. Kaleci Cemal, Malik'in kardeşi. Ama stadın tamamında biz varız, çok tezahürat var. Bir gol, bir daha gol..2-1 alıyoruz maçı. Ve Sebat vakasını atlatıyoruz.

Bundan sonra ikinci bir vaka 1937'de geliyor.
İzmir valiliğine Fazlı Güleç tayin ediliyor, 1936 olimpiyatları bitiyor yeni.
Bizim takımdan dipçik İbrahim ve Lütfü Galatasaray'a gidiyor İstanbul'a, orda milli takıma seçiliyorlar.
Berlin'de milli takımda oynuyor 2 Karşıyakalı.
Bundan çok seneler önce de İzmir'den milli takıma ilk topçuyu veren de Karşıyaka'dır.
Vahi isminde 1926'da bir topçu verdik.
Neyse, vali burda aynı zamanda parti başkanı, bu bölgede herşey ona bağlı.
"Altay, Altınordu, Göstepe, İzmirspor, Karşıyaka. Falanca gün, Beyler Sokağında toplantı yapıyorum, birer temsilci gönderin" diyor. Bizden Cemal Ahmet gidiyor, İşbankasından. Göztepe'den Muallim Şerif gidiyor, Hüseyin Hulki Cura, doktor Altay'dan gidiyor, Hancı ibrahim Altınordu'dan, Sami Özoktan da İzmirspor'dan gidiyor. 
Bu toplantıdaki hadiseleri bana sonradan Sami Özoktan anlattı.
Vali diyor ki " İzmir'e 5 kulüp fazla, bunları birlştireceğim diyor."
Temsiciler diyor "kongre kararı olmadan birşey yapamayız diyorlar. 1 hafta sonra tekrar gelin, bu işi hallederek gelin diyor vali. 1 hafta boyunca koşturmalar, toplantılar ama yapılacak birşey yok, vali tek adam.
Sonuçta Bornovaspor ve Karşıyaka birleşip Yamanlarspor oluyor, Altay ve Altınordu birleşip Üçok oluyor, Göstepe ile de İzmirspor birleşiyorlar. 1 yıl bu isimlerle mücadele ediyorlar. Bir yıl sonra valinin tayini çıkıyor ve bütün kulüpler hemen apart topar eski isimlerine ve renklerine dönüyor.
Bu da kulübün yaşadığı ikinci badiredir.

- O yıllarda tribünler nasıldı? Maçlardaki taraftar sayıları nasıldı?

Göztepe 2 tramvay gelirdi, biz 5 vapur birden giderdik. Kafkaf herzaman sayıda üstündü.
Göztepe'nin taraftarı 68 yılına kadar çok azdı, ne zaman o efsane kadroyu kurdular, o zaman taraftarları çok arttı.

Maça gidemeyenler de merakla beklerdi, maçtan haber alınamazdı. Meburen maçın sonucunu gelen vapurlardan alacaksın. Düdükler öttü mü iskele insan dolardı, karşılamak için.

- Altınordu taraftarı çoktu değil mi?

Altınordu futbol harici diğer branşlarda çok kuvvetliydi, taraftarı da kuvvetliydi.

Çok iyi hatırlarım 1951 senesi, 26 yıl şampiyon olamamışız. O sene güzel takım kurduk, ben genel kaptanım başkan Nejat Çelebi o sene. İlk bi turnuva yapıldı Bursa'da. 
Nedim, ibrahim, Köse Cemal, Nazmi, Arif, Ali, Sencer. Böyle bi takım kurmuştuk.
Turnuvada Fenerbahçe, Gençlerbirliği, Bursa'dan Acarspor ve biz varız. Ben kafile başkanıydım.
İlk Fenerbahçe ile oynadık, 2-0 geçtik. Ertesi gün Gençlerbirliği ile oynadık, 1-0 geçtik.
Bursa karması Acarspor'u da yendik 2-1. Orda turnuva Kupasını aldık. Sezon başlamadan şampiyonluğu o turnuvada belli etmiştik. O sene 26 sene sonra şampiyon olduk. 8 bayrak çekildi o sene, 8 branş şampiyonluğu.

- Kulüpte yöneticiliğiniz kaç senesinde başladı?

1947'de başladı. Hep devam etti. 52'de başkanlık ve 51-52-53 yıllarında şampiyonluklar.
1952-1953 arası bi dönem yedek subaylık okuluna gittim. Şampiyon olduktan sonra geldim.

- Askerde Karşıyaka'yı özlediniz mi? Askerlik yapan Karşıyakalılar neden daha bi çok özlüyor Kafkaf'ı?

Özlemez miyiz? Tuzla'ya gittim yedek subay okuluna 6 ay. Kurra çektim İskenderun'a gittim daha sonra.
1952'de Tuzla'dan geldim 1 hafta. Rahmetli Sökeli Ahmet vardı, çiftçilerden. Sabah geldi Tahir dedi,
"Aydın'a gideceğiz Adnan Menderes geliyor, arabayı sen kullanacaksın" dedi. Tamam dedim. Çıktık gittik.
Akşam oldu Adnan Bey Nazilli'ye geçecek. Adnan Bey demiş ki "Ahmet ikimiz aynı arabayla gidelim Nazilli'ye demiş.
E tabi bizim arabayı ben kullanıyorum. Yanıma oturdu Adnan Menderes, arkada da Ahmet Bey ve belediye başkanı Selim bey var. Ordan döndüm İskenderun'a askerliğe devam. Orda da Karşıyakalılığı aşıladım. Kulüpçülük böyle.

Ondan sonra Nejat Çelebi bıraktı, İsmail Özerk başkan oldu, Ateş'in babası.
1954-55 yılı, beni yine bırakmadı tabi. O yıl ligler profesyonel oluyor. Çok önemli sene.
Yönetim Sedat Sayın, Celasi Muşkara, Turan Muşkara, Çetin Perçin, ben ve İsmail Abi.
Çetin Perçin'in yazıhanesinde toplandık. Futbol şubesi profesyonel olacak. Gereken para 1750 lira.
Federasyona yatırmamız lazım. Herkes çıkardı 250şer lira verdi, 7 kişi 1750 lirayı topladık.
Dediler "para kaldı mı yanında?", dedim bir 100 liram daha var. O zaman hemen tren biletini al, 
bin git Ankara'ya bu işi bitir. 1955 Ağustos ayı. Bana yetki yazısı verdiler, 1750 lirayı da aldım yanıma
bir heyecanla bindim trene gittim. Orhan Şeref Apak da federasyon başkanı. Eve bile haber vermeden gittim.
Ulus'a vardım, orda lisans müdürü Osman Bey, hayırdır dedi, profesyonellik için evrakları getirdim dedim.
Hemen işlemleri yaptırdım, iş bitti. Dedi ki, "siz ikinci kulupsünüz profesyonel olan" dedi.
Çok büyük birşeydi o zaman. Sevinçle heyecanla telefon açacağım, Ulus'a geldim, santrala yazdırdım numarayı.
Herkes Melek sinemasının altnında lokalde oturuyor, orayı aradım. 
Eski başkan Sedat çıktı telefona, Eczacı Sedat. "Müjde Sedat bütün arkadaşlara haber ver, profesyonel olduk" dedim. 
"Yarın tren var, ancak yarın dönebileceğim" dedim.

- Ne kadar güzel bir anı, tüylerimiz diken diken oldu Tahir Babacım.

O yıl profesyonel ligin ilk senesiydi. Ertesi sene İsmail bey gitti, Sezai Akdağ başkan oldu.
1957 senesinde başkan Sezai Akdağ mebus seçilince, kulup bir boşluğa girdi, başkan yapacak birisi lazımdı. 
Cılız Fuat, Vecdi ve ben oturduk kara verdik. Arkadaşımız Selçuk'u başkan yaparız dedik ama tavlamamız gerek.
Akşam Tilla restorana çağırdık herkesi, açtık şişeleri. "Osman Aydemir'e söyleyelim" dedim, Selçuk'un yanında çalışıyor. Sonra dedim "benim Peştemalciler içinde bir lokanta var, Selçuk da öğlenleri oraya geliyor, orada açarız konuyu" dedim. Nitekim gittik, Selçuk da geldi. Ne yersen 2,5 lira. yedik yemeğimizi. 
Kuzuoğlu Çarşısı, Fevzipaşa Bulvarında. Sonra dedik kahve içmeye gidelim. Oturduk kahvemizi içerken girdik konuya.
Dedik "Bu Adnan Bey'in her gün gazetede boy boy resmi çıkıyor, sen büyük sanayici oldun, senin resmin çıkmıyor."
Eee dedi nasıl olacak? Dedik "Karşıyaka'ya başkan olacaksın, hergün arka sayfada resmin çıkacak."
Nasıl olacağım dedi, sen başkan olacaksın biz de yönetimde olacağız dedik. "Olmaz" dedi.
Yarın geldi, "kaç para lazım bu işe" dedi. Hesabını yaptık, 40bin lira lazımdı, biz 20bin lira lazım dedik.
Çok dersek kabul etmez. Ordan fabrikaya gittik, konuştuk ettik, akşama doğru razı oldu. Durmuş Bey'le de konuşmuş.
Dedi "Nasıl yapacağız Tahir?" Dedim "herşey hazır. Sen başkansın, Osman Aydemir, Nihat Kürşat(sonra bakan oldu), Sedat Sayın, Faruk Aydemir, Doktor Melih abinin oğlu, Tahir Türetken."
Selçuk Bey tuttuğunu koparan biridir, iş hayatında fevkalade başarlıydı, zekiydi. Başkan olunca hemen Londra'ya gitti. Ordan kitaplar aldı futbolla ilgili. Burda dersler verdi anlattı, çok meraklıydı.
Macar hoca getirdi, taktiko taktiko derdi, Moto Özcan sol açık, Ogün'ü atletizm'den hentboldan aldı futbol takımına. Dünya çapında hocaydı. O sene şampiyon olduk ve Selçuk da büyük kulüpçü oldu.

1960'da idareciliği bıraktım, işlerim kötü gitti, iş değiştirdim.

- Tahir amca, evlilik 1962. 66'ya kadar lastik ve kamyon yedek parça ticareti. 66 yılı Ege yatırım grubu, Betontaş Demaş. 70'te Metaş.

66'da yedek parça işinde bozuldum biraz, Demaş'ı kurduk, sonra grup beni illa Metaş'a istedi.
Naim Bey beni bırakmak istemedi o zaman. Metaş'a geçtim 70'te.

- Aynı yıl da basketbol şubesine başlıyorsunuz.

Evet, çünkü basketbol düşmüştü 2.lige. Yeniden kurduk.

- Basketbol federasyonu üyeliğiniz nasıl gelişti?

Osman Solakoğlu ile tanışıklığımız ahbaplığımız vardı. 72'de Ecevit hükümeti bunu aldı başka birini getirdi.
Sonra 79'da tekrar Demirel hükümeti gelince federasyon başkanı yaptılar.
İzmir'den kimi alalım federasyona diyorlar, beni tanıyorlar kulup başkanlığı yapmışım, basketbol camiasının içindeyim. Telefon açtı bana, "federasyon için sizi düşündük" dedi. "Olmaz" dedim.
2 gün sonra Talat Asal spor bakanı telefon açtı. Adalet Partisindendi, "Siz belediye meclis üyemizsiniz, basketbol federasyonunda size görev verilmiş kabul etmemişsiniz, lütfen kabul edin" dedi.
"Sayın bakanım, benim işlerim müsait değil, beni mazur görün" dedim.
3 gün sonra Süleyman Demirel aradı "Tahir Bey, size bir görev verilmiş basketbol federasyonunda, bunu kabul buyurun" dedi, kapattı telefonu. Sene 79. Şimdi ne yaparsın? Mecburen kabul ettik.
Ben hem kulüp başkanıyım, hem federasyon üyesiyim. Olacak iş değil, ama kimse itiraz etmedi.
Batı ve Ege Bölgesi benim, İstanbul Trakya Osman Bey'in, Anadolu da Hüsamettin Bey'in.

- Bir ay önce Selçuk Bey'le roportaj yaptık, üstüne basa basa söylediği şey
"Genç kulupçülerin yetişmesi için Tahir Türetken'i konuşturun. Onu dinleyin."
Ne yapacağız? Kurtuluş nerde? Herşey ekonomik mi? Son 10-15 sene çok mu hata yaptık?


Bu iş tek birşeye bağlı değil. Öncelikle tesisleşmeyi yapamadık, elimize gelen fırsatları
değerlendiremedik. Bu tesis (yalı) bize 3 kez teklif edildi. 
Muhittin İşçimenler başkan, Samim Bey var Toprak Mahsulleri Ofisinden, Ertem Bey Turyağ Genel Müdürü,
ben, Hilmi Ziya Apak, Orhan Akyüz yönetim kurulu. Bu kulup tesisleri 99 yıllık bize kiralk teklif edildi.
Sene 1949. Para da para değil. "Biz bekçinin parasını ödeyemeyiz" dedi Muhittin Abi, kabul etmedi.
Bizim tenis kortlarımız satıldı, bu tesisler yapıldı o parayla ama sonra buraya sahip çıkamadık.

Çok paralar çarçur edildi, çok paralar boşa harcandı. Kendimizi iyi satamadık.
Taraftarımızla iyi irtibat kuramadık, gençlikle kaynaşamadık. 
En önemlisi Ankara ile irtibatımız gitti, en büyük konu budur.

- Bu ateş yeniden nasıl yakılır? Bugünün Karşıyakasında o eski heyecanları nasıl yakalarız?


Öncelikle bu kulube bir lokal yapacaksın. Bu lokale herkes gelecek. Yaşlılar gelecek, gençler gelecek.
Taraftar gelecek, yönetim gelecek, herkes orada içiçe olacak. Bir çatı bir lokal yapılmalı.
Yöre ile irtibat yok, okullar çok mühim. Ben giderdim milli eğitim müdürünin kapısında otururdum,
yine geldi Türetken derdi. Topçu öğrencileri isterdim ondan. Bu okullarla çok sıkı olmak gerekir.
Şuan bu irtibat artık yok.

- Tahir amca, herkesin söylediği tek birşey var sizinle ilgili.
Müthiş bir hafızanız var.Bu kadar anı, bu kadar tarihler ve isimlerle olayları anlatıyorsunuz.
Kitap yazmayı düşünmüyor musunuz?


İşte anlatıyorum size, yazın. Ben anlatırım. Ama kısa kesiyorum size.
Anlatsam günlerce anlatırım. Tekrar toplanacağız sizinle, sık sık toplanalım.

- Tahir Babamıza her şeyi sormaya, ondan dinlemeye saatler yetmez,
O yüzden kısa kısa birkaç soruyla onu fazla yormadan roportajımızı bitirelim diyoruz.
Tahir Baba, eski yıllardan en çok özlediğiniz şey nedir?


Kulup sporcularıyla olan samimiyetim, onlarla yaşadığım sıcak münasabetimi çok özlüyorum.

- Dede, baba ve oğul arasında Karşıyakalılık geçişi niye zayıfladı? 
Bu kuşaktan kuşağa Karşıyakalılık artık çok azaldı, neden?


Benim gibi adamın torunu nasıl Galatasaraylı olur, bunu söyle.
Damat Tuborg'da yüzücüydü babası. Çocuğu Galatasaraylı yapmış.
Ben de aldım basket maçlarına götürdüm, forma aldım. Dayısına dedim al bunu sen de
götür maçlara dedim. Şimdi Karşıyakalı. 11 yaşında spor okulua gidiyor.

Yüzme kursunda çocuklar çıkıyor havuzdan ufaklıklar, Tahir amca sen nerelisin diyor?
Karşıyakalıyım diyorum, başka hangi takım diyor. Bilmiyor ki Karşıyakalılığı.
Karşıyaka'da ileri gelen ailelerin çocukları bile istanbul takımı tutuyor.

- Kapanan amatör branşlar için ne diyeceksiniz?


Atletizm, sutopu, hentbol, nerde dağcılık, nerde bisiklet?
Kendi kendine kavrulur ama ilgi lazım.
Erkek voleybol kendi kendine gitmez, ama sutopunun masrafı 15 kişinin
uçak biletidir.
Şimdi burda fevkalade bir spor bölge müdürümüz var, örnekköyde.
Bu adam atletizm şubesini tekrar kurmak için çaba gösteriyor, yönetimden
izinleri aldı. Edip hoca var benim zamanımdan Türkiye Şampiyonu.
Şuan dünyanın en iyi pistleriden biri bizim stadımızda. Fenerbahçeli sporcular koşuyor.
Biraz üzerine eğilmesi lazım herkesin. Başkan her yere gidecek, herşeyle ilgilenecek.
Operasyonla kurtulur kendi gider. Bu işler böyle olur.
Semra Aksu'ya dedim ki "şampiyon ol sana altın zincir takıcam" dedim, onlar da beni havuza attı.
Başkandık ama herşeye gidiyorduk, bu işler böyle olur. 

- Son olarak Karşıyaka'nın gençlerinden birşey istemenizi rica etsek, ne isterdiniz?

İçinizdeki kulüp aşkını ve Karşıyakalılığı asla bırakmayın. Kötü şeyler olsa da asla bırakmayın. Bu kulüp sizlerle yaşayacak.

Tahir amcamızdan bu toplantının ilk toplantımız olması nedeniyle sıksık biraraya gelerek biraz eski biraz yeni konularla kulüp için kafa yorma sözü aldık.
Bize vakit ayırdığı için Tahir amcamıza çok teşekkür ediyoruz.
Allah seni başımızdan eksik etmesin.

w w w . K a f S i n K a f . o r g

K S K L i s t - 01.08.2007 KSK Tenis Lokali

Tüm Röportajlar için tıklayın